Koronavirüs Salgınının İş Hukuku Perspektifinden Değerlendirilmesi I

Giriş

Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel çapta pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (“COVID–19”) salgınının işçi ve işveren yükümlülükleri ile hakları açısından Türk iş hukuku mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla bir yazı serisi kaleme alınmıştır. İlk yazımızda salgın hastalıkların Türk mevzuatındaki yeri ve işverenin alması gereken tedbirler değerlendirirken takip eden yazımızda salgının iş sözleşmelerine etkisi irdelenecek ve son olarak işverenin alabileceği tedbirler konusunda tavsiyelerimize yer verilecektir.

1. Koronavirüs’ün Türk Mevzuatındaki Yeri:

Bulaşıcı hastalık, Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans ve Kontrol Esasları Yönetmeliği (“Yönetmelik”) uyarınca; “enfekte olmuş bir kişi ile doğrudan temas yoluyla veya bir vektör, hayvan, ürün veya çevreye maruz kalma gibi dolaylı yollardan veya bulaşıcı madde ile kirlenmiş olan sıvı alışverişi yolu ile insandan insana bulaşan, bir mikroorganizma veya onun toksik ürünlerine bağlı olarak ortaya çıkan hastalık” olarak tanımlanmıştır. Yönetmelik’te COVID-19 henüz bulaşıcı hastalık olarak belirtilmemiş olsa da COVID-19’un MERS, SARS gibi hastalıklara benzer hatta daha ciddi bir şekilde bulaşıcı ve salgına sebebiyet veren bir virüs olması nedeniyle bulaşıcı hastalık olduğunda bir tereddüt yoktur. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı da virüsün salgın hastalığa neden olabilecek bulaşıcı bir virüs ailesinden sayıldığını açıklamıştır. Oldukça hızlı yayılan ve insan sağlığı için ciddi risk teşkil eden bu virüsten en çok etkilenenler arasında işverenler ve işyerinde çalışan işçiler olacaktır. Dolayısıyla bu süreç her iki tarafa bazı hak ve yükümlülükler getirecektir.

2. Koronavirüs ile ilgili İşveren’in Alması Gereken Tedbirler:

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 77’inci Maddesi ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4’üncü Maddesi uyarınca işverenler, (i) çalışanlarının işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü önlemi almak; (ii) bu önlemlere uyulup uyulmadığını denetlemek; (iii) işçilere yaşayacakları mesleki riskler, alması gereken tedbirler, yasal hak ve yükümlülükleri hakkında bilgi vermek; (iv) risk değerlendirmesi yapmak ve (v) gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermekle yükümlüdür.

COVID-19’un hızla yayılan bir bulaşıcı hastalık olduğu gözetildiğinde işverenin öncelikle yapması gereken zaruri eylemlerden biri risk değerlendirmesini gerçekleştirerek gerekli önlemleri ivedilikle almaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3’üncü Maddesi uyarınca işverenler, işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikeleri belirlemek, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan riskleri analiz ederek derecelendirmek ve gerekli tedbirleri kararlaştırmak yönünde çalışmaları yürütmekle yükümlüdür.

İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8’inci Maddesi uyarınca, çalışma ortamına ilişkin hijyen koşulları ile çalışanların kişisel hijyen alışkanlıklarından kaynaklanabilecek tehlikeler de risk değerlendirmesinde gözetilmesi gereken risklerden olup, gerekli önlemlerin alınmasını gerektirmektedir.

Özellikle yapılan işin niteliği bakımından işyerindeki işçilerin işyerine gelerek işini ifa etmesinin zaruri olduğu durumlarda dahil olmak üzere işverenlerin iş sağlığı ile ilgili öncelikle aşağıdaki önlemleri alması tavsiyemizdir:

Koronavirüs’e Yönelik İvedi Bir Planlama Yapılması: Hastalıkla mücadele adına yol haritasını gösteren bir plan yapılarak, koronavirüse maruz kalma riski olan çalışanlar tespit edilmeli, hastalıkla ilgili Dünya Sağlık Örgütü ve T.C. Sağlık Bakanlığı’nın önerileri de göz önünde bulundurularak işyerinde alınması gereken önlemler belirlenmelidir. 6631 Sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu 22’inci Maddesi uyarınca, 50 (elli) ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve 6 (altı) aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarını bir kurul eliyle yürütmekle yükümlü olup, bu işyerlerinde alınacak önlemlere Kurul karar verecektir.

İşyeri Hijyeninin ve İşyerinde İzolasyonun Sağlanması:İşyerinin düzenli olarak temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi, işyerine gelmesi zaruri olan çalışanlara maske, eldiven, dezenfektan temin edilmesi, şirket içine ziyaretçi kabul edilmemesi, çalışma alanlarının ayrılması, birden fazla kişinin çalıştığı alanlarda nöbetleşe çalışma yapılması, toplantı odası gibi yerlerin fiziksel mesafeyi koruma önlemi olarak çalışma alanı şeklinde kullanılması, yemek mola saatlerinin işçi sayısı gözetilerek dönüşümlü bir şekilde planlanması, bahçede yemek yeme imkanı sağlanması, yemek sırası gibi yerlere bariyer konulması, açık büfe çatal ve bıçaklarının hijyeninin sağlanması ve paketlenmesi, yurt dışında ve içinde seyahat gerektiren işlerin ertelenmesi, toplantıların görüntülü arama şeklinde yapılması.

Çalışanları Bilgilendirme ve İşyeri Hekiminin Gerekli Tedbirleri Alması:

– 66331 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 16’ıncı Maddesi uyarınca işveren koronavirüs ile ilgili çalışanlarına bilgilendirme notları hazırlamalı, hastalığın belirtileri, çalışanlarının kendilerini ve aile bireylerini koruma yöntemleri hususunda gerekli duyuru ve bilgilendirmeleri çalışanlarına yapmalıdır.

– İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in 9/2 c-8 bendi uyarınca ise işyeri hekiminin bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önleme, gerekli hijyen eğitimlerini verme, gerekli muayene ve tetkiklerinin yapılmasını sağlama yükümlülüğü mevcuttur. Bu kapsamda işyeri hekimleri koronavirüs ile ilgili işyerinde gerekli eğitim, bilgilendirme ve muayene yükümlülüğünü düzenli olarak yerine getirmekten yasal olarak sorumludur.

– İşverenler, özellikle yurtdışından dönen çalışanlara işbaşı yaptırmamalı, Sağlık Bakanlığı tarafından tavsiye edildiği gibi dönen kişinin pasaport bilgilerinin teyidi sonrasında yurda giriş yaptığı tarih dikkate alınarak 14 (ondört) günlük tecrit süresine uygun bir şekilde sağlık raporu alması işyeri hekiminin gözetimi altında sağlanmalıdır.

Koronavirüs sebebiyle içinin hastalanması ve vefat etmesi halinde bu durumun somut olayın özelliklerine göre iş kazası olarak değerlendirilmesi ve işveren aleyhine tazminat riski doğurması açısından işbu yazı da değindiğimiz önlemlerin işverence alınması önem teşkil etmektedir. Nitekim Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2018/5018 Esas, 2019/2931 Karar Sayılı ve 15.04.2019 tarihli kararında işçinin yurtdışında kaptığı domuz gribi virüsü sonrasında vefat etmesini iş kazası olarak kabul edilmiştir.

Daha detaylı bilgi için lütfen duygu.tuncer@ege-law.com veya info@ege-law.com