Sektörün Yeni Derneği Solar3GW’nin Temel Hedefleri Neler

1) Ülkemizde enerji sektöründe son yıllarda bir dernek kurma furyası başladı. Herhalde dünyada en çok sivil toplum örgütünün olduğu ülkeyiz bu konuda. Böyle bir durum söz konusu iken neden yeni bir tane daha dernek kurma kararı aldınız? Mevcutların içinde hareket etmek daha iyi olmaz mıydı?

Biz kendimizi bir dernekten çok bir düşünce kuruluşu (think tank) olarak nitelendiriyoruz. Biz, ülkemiz elektrik üretimi karmasına yeni güneş enerjisi kapasitesi eklemenin yollarını araştırıp, bunu sağlayacak çözüm önerileri, stratejiler geliştireceğiz, bunları ortaya koyan raporlar hazırlayarak herkesin erişimine açacağız. Bunları da hem kamuoyuna hem de kamuya anlatacağız. Bu şekilde yaratacağımız bilinç ile bir bütün olarak sektörün ve tabi dolayısıyla da ülkenin kalkınmasını hedefliyoruz. Bizim fayda sağlama odağımız sadece üyelerimizle sınırlı olmayıp, bütün sektör olacak. Bu anlamda mevcut derneklerden farklıyız. Bir taraftan da bütünün bir arada faydasını gözettiğimizden, üyemiz olsun olmasın, tüm paydaşlara eşit mesafede duruyor olacağız. Biz, kişiler ve sektörün bütünü arasındaki olası bir fayda çatışmasında, bütünün tarafında olacağız. Mevcut ve gelecekteki üyelerimiz de tüm bu farkındalıkla bize katıldı ve katılıyor olacak. O yüzden yeni bir kuruluş olarak ortaya çıktık. Ülkemizde düşünce kuruluşlarının tüzel bir kişilik olarak mevzuatta yeri olmadığından bize en uyan tüzel kişilik bir dernek idi. Çünkü sadece çözümleri önermekle kalmayıp, bunları kamu nezdinde de anlatacağız ve kamu kurumlarında muhattap alınmak için de bir tüzel kişilik olunması avantajlı.

2) Solar3GW oldukça değişik bir isim, genelde sektördeki dernek isimleri -DER veya -D ile bitiyor. Bunun özel bir sebebi var mı? Solar Türkçe bir kelime de değil?

İsmimizde neden “dernek”i çağrıştırıcı bir eklenti olmadığı yukarıdaki sorunun cevabında saklı aslında. Çünkü biz belirli bir stratejiyi savunan araştırmalar yapıp, bu yönde çıktılar yayınlayacak bir düşünce kuruluşuyuz. Bu anlamda mevcut derneklerden farkımızı ismimizde de yansıtmak istedik. Öte yandan bir amacımız da Türkiye güneş enerjisi sektörü ile ilgili yurtdışı kuruluşlar ile de köprü oluşturmak. Bu yüzden ismimizde, güneş ile ilgili tüm dünyada tanınan “solar” kelimesini kullandık. Bununla birlikte, “Solar” kelimesi, Türkçe olmamasına karşı, ülkemizde de çok yaygın kullanımı olan, herkesin tanıdığı bir kelime.

3) Solar3GW’nin 3 temel amacı nedir diye sorsam nasıl cevaplarsın?

İklim değişikliği etkileri ve teknolojik gelişimin hızı ile yönü konusunda farkındalığı arttırarak aslında güneş enerjisinin, en temiz ve en ekonomik kaynak olduğu bilincini yaymak.

Bu bilinç ile, ülkemizde her yıl 3 GW yeni güneş enerjisi kapasitesinin elektrik üretim karmamıza eklenmesinin yolları konusunda araştırmalar yapmak, raporlarla bunları tüm sektör ve kamu ile paylaşmak, bu yönde mevzuatlara ön ayak olmak.

Sektörde doğru ve tarafsız bilginin tam şeffaf kaynağı olmak.

4) Solar3GW hangi konu başlıklarında güncel rapor hazırlamayı ve paylaşmayı hedefliyor? Bu konu başlıkları neye göre seçildi ve hazırlanırken tarafsız bir bakış açısı nasıl sağlanıyor?

İlk raporumuz tamamlandı bile. Bu raporda her yıl 3 GW güneş gücünün neden gerekli ve nasıl mümkün olduğunun ana başlıklarını verdik. Bundan sonraki raporlarımız ise bu ana başlıkları detaylandıracak nitelikte olacak. Tamamlanmak üzere olan ikinci raporumuzda, her sene 3 GW güneş enerjisi kapasitesi yaratılması adına 2020 sonrası iş modeli önerilerimizi anlattık. Burada, “öztüketim”, yurtdışında “green PPA” olarak bilinen “YETA” (yenilenebilir enerji tedarik anlaşması) ve fiyat ya da alım konusunda üreticiye hiçbir garanti verilmeyen, sadece başvurduğu nokta itibariyle şebeke ihtiyaçlarına göre bağlantı görüşü düzenlenen “teşviksiz, ihalesiz lisanslı” modelleri öneriyoruz. Üçüncü raporumuz ise, güneş enerjisi santrallerindeki ekipmanın yerliliği konusunu irdeleyecek. Kuruluş olarak buradaki düşüncemiz, yerli ekipman üretiminin, yabancı ekipmanın ülkeye girişini kısıtlayıcı tedbirler ile değil, yerli ekipman kullanımını teşvik edici ya da yerli ekipman üreten sanayici omzundaki maliyet yüklerini hafifletici uygulamalar ile desteklenmesi. Bu raporumuzu da hazırlamaya başladık. Konu başlıklarımızı, ülkemizde sürdürülebilir bir güneş kapasitesini yaratmak adına en hızlı nasıl harekete geçilebilir düşüncesi ile seçiyoruz. Buradaki amacımız zaten doğru ve tarafsız bilgiler ile hareket etmek olduğundan, tarafsız bir bakış açısını sağlamak adına ekstra bir şey yapmamıza gerek kalmadığını düşünüyoruz. Gerçekleri dile getirip, sektörde herkese eşit fırsatlarla kapasite elde etme ve bu kapasiteyi gerçekleştirme şansı tanınması gerektiğine inancımız, tarafsızlığımızın en büyük garantisi bize göre.

5) Yeni güneş enerjisi kapasitesi yaratmanın karşısındaki en büyük engeller nedir? Bu engellerin bir bölümü hepimizin bildiği gibi kamu kaynaklı. Bunların değiştirilmesi için Solar3GW Ankara’da (Enerji Bakanlığı-Cumhurbaşkanlığı-EPDK gibi) ne gibi aktivitelerde bulunacak. Kamunun fikir ve düşüncelerini nasıl değiştirecek?

En büyük engel, bir yenilenebilir kaynak olarak güneş enerjisinin çok ucuz bir kaynak olduğu gerçeğinin algılanamamış olması. Oysa burada teknolojik anlamdaki gelişmeler öylesine baş döndürücü bir hızda ki maliyetler inanılmaz bir hızla aşağı geliyor. Kamunun bunu takibini sağlamayı hedefliyoruz.

Öte yandan engellerden bir diğeri yine güneş enerjisinin, sekonder bir elektrik kaynağı olarak görülmesi, bu yüzden şebeke dengesini bozucu etki göstererek, trafo merkezlerinde bunlara tanınan kapasitenin sınırlandırılması algısı. Oysa, hızla geri gelen batarya depolama maliyetleri ile artık güneş enerjisi santrallerini de baz yük santral olarak düşünmek ve çalıştırmak mümkün. Hem baz yük hem temiz enerji kaynağı hem de ucuz bir yerli kaynak güneş enerjisi. Biz burada da ülkemizin çağı yakalaması için teknolojik gelişmeleri kamuya anlatmayı hedefliyoruz.

6) Sektörde bilinen bir HES ve GES yatırımcısı pozisyonun var, neden böyle bir işe soyundun? “Dernekçilik” zor ve çok vakit alan bir faaliyet değil mi? Bu konudaki kişisel motivasyonun nedir?

Tam da dediğin gibi ben bir yenilenebilir enerji yatırımcısıyım. Son yıllardaki teknolojik gelişmelerin etkisiyle de aslında büyük ölçüde güneş enerjisine yöneldim. Sıfırdan projeler hayal edip, tasarlayıp, hayata geçirmek bana büyük bir tatmin veriyor. Ancak son yıllarda ülkemizde maalesef mevzuatlar yeni güneş enerjisi santrali kurulmasını pek mümkün kılmıyordu. Bu gerçek de yine maalesef sektörde fazla dile getirilmiyordu. Oysa ben, hem insanoğlunun dünyadaki yaşamını sürdürmesinin hem de ülkenin ekonomik kalkınmasının, güneş enerjisi ile birebir bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de mevcut durumdan şikayet etmek yerine, harekete geçmenin, elini taşın altına koymanın, benim gibi düşünen sektör paydaşları ile birleşerek hareket etmenin en doğrusu olacağını düşündüm. Güneş enerjisinin yaygınlaşması için yollar bulalım istedim. Böylece yatırımcı olarak ben de işimi yapabileceğim gibi, gelecek nesillere ekonomik refah içinde bir Türkiye ve yaşanabilir bir çevre bırakmak için bir katkıda bulundum diyebileceğimi hissediyorum. Üstelik yola bir kere çıktıktan sonra, yeni oluşumda birlikte hareket ettiğim arkadaşlarımın desteği ve oluşan sinerji, bana yepyeni bir motivasyon daha yarattı.

7) Sektörümüzdeki birçok dernek bir süre sonra 2-3 kişinin reklam ajansı haline geldi, bazıları da artık haber portalı olarak faaliyet gösteriyor. Bu durumdan şikayetçi olan çok sayıda sektör oyuncusu olduğunu biliyoruz. Solar3GW’nin benzer süreçleri yaşamaması için aldığınız tedbirler nedir? Zira her bir yeni hayal kırıklığı sektörün STK’lara olan inancını ve güvenini daha da azaltıyor.

Kurucular olarak bu konunun özellikle üzerinde durduk ve tüzüğümüze dahi derneğin her daim bütünün hizmetine yönelik bir dernek olmasını sağlamaya yönelik maddeler koyduk. Tüzel kişilik üyelikler olsa dahi, yönetim kurulunda şahısların kendi isimleri ile bulunması şartını getirdik. Dernek isim ve sembolleri ile firma isim ve sembollerini sözlü ve yazılı olarak birlikte kullanmama ilkesini yazdık, aksi durumda yaptırımını dernekten ihraç olacak şekilde düzenledik. Yeni gelecek üyelerin de bu ilkeye azami özen gösterecek insanlardan seçilmesi için, derneğe üyeliği ikisi kuruculardan olmak üzere en az üç üyenin referansına bağladık. Her yeni girecek üyeye, derneğin üyelerin tanıtımı için değil, sektörün bütününe fayda sağlayacak çözümleri kişisel çıkar beklemeden üretmek için var olduğunu anlatıyoruz. Herkes bunun bilincinde olarak bize katıldığında, bahsettiğiniz gibi bir istenmeyen dönüşümü yaşamayacağımızı düşünüyorum. Kurucular olarak bunun hep takipçisi de olacağız.

8) İklim krizi ve buna bağlı olarak adil dönüşüm, fosil yakıtların sonlandırılması dünyanın ana gündemlerinden biri. Bu konuda ülkemiz maalesef yeterince hızlı ve cesur davranmıyor. Halbuki her kapanacak termik santral yeni bir temiz enerji santrali için kapasite yaratacak. Bu konuda ne tür çalışmalar yapacaksınız? İklim krizi gündeminizde olacak mı?

İklim krizi bizim birinci gündemimiz. Tüzüğümüze de yazdığımız gibi, bu konuda farkındalığı arttırmak ana faaliyet konularımızdan. İlerleyen dönemde, raporlarımızdan biri de bu dönüşüm ile ilgili olacak. Termik santrallerin nasıl kapatılıp, burada çalışan insanların nasıl sektörümüzde istihdam edilebileceğinin yollarını tek tek işleyeceğiz ve bunları her ortamda hem kamuya hem kamuoyuna anlatacağız. Bu sadece iklim değişikliği etkilerinin azalması için değil, aynı zamanda termik santral ve ilgili madenlerde çalışanların daha temiz bir sektörde iş bularak, daha olumlu koşullarda çalışmaları için de büyük önem taşıyor. Bu konuda, özellikle yeni birleşik kaynaklı (hibrit) santraller yönetmelik değişikliğini bir fırsat olarak görüyoruz. Bu değişiklik sayesinde, kömürlü termik santrallerin artık kullanılmayan açık kömür maden sahalarına oldukça büyük güçlerde GES’ler kurulabilir. Böylece hem elektrik üretiminde hem de istihdamın dönüşümünde hızlıca yol alınabilir.

9) Ülkemizde yerli üretim konusunda bir kavram kargaşası var, bir kesim %100 yerli ve milli olsun her şey diyor, diğer bir kesim serbest piyasa koşulları geçerli olsun, istediğimiz ürünü uygun fiyatlarda dünyanın herhangi bir yerinden getirip kullanalım, bu sayede yurtdışından ucuz finans da sağlayıp elektrik üretim maliyetini düşürelim diyor. İki zıt görüş arasında bir denge sağlamak mümkün mü? Antidamping-gözetim uygulamaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz yerli üretimin ancak know-how ile mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Yoksa bir ekipmanın tüm elemanlarını ülke sınırları içerisinde üretmek de bizce yeterli katma değeri sağlamıyor. En yaygın kullanılan cep telefonları ya Amerikan ya Kore malı, ancak bunlar, içlerindeki tüm donanım elemanları bu ülkelerin sınırları içini görmeden, bizim cebimize giriyor. Şimdi bunlara, Çin, Tayvan ya da Vietnam malı demek mümkün mü? Ama sonuçta tasarımları Amerikan ve Kore’de yapılıyor ve satışlarından gelen gelir bu ülkelere gidiyor. İşte yerlilik konusunda asıl aranması gereken kriterler bizce bu. Öte yandan elde edilecek know-how’ın da hangi ürüne yönelik olacağı da bizce kritik. Son ürün yerine, katma değerli bir yarı mamül konusunda yerlilik elbette bütçe açığını önleme ve kalifiye bir işgücü yaratma anlamında daha stratejik. Özellikle, FV modül konusunda, sadece hazırdaki silikon teknolojisine odaklanmaktansa, gelişmekte olan ve gelecek vaad eden yeni teknolojilere eğilmeyi önemli görüyoruz.

Biz antidumping ve gözetim uygulamalarının sonlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü global bir dünyada yaşıyoruz. Maalesef bu uygulamalar, sektörümüzde, kalite konusunda yatırımcının kafasında soru işaretleri olan ekipmanları daha pahalıya almasına yol açıyor. Biz yerli üretime çok önem veriyoruz. Ancak yerli üretimin, antidumping ve gözetim gibi ithalatı kısıtlayıcı uygulamalar ile değil, yatırımcıyı yerli ürün kullanmaya teşvik edici (YEKDEM Cetvel-2 uygulaması gibi) ya da yerli üreticiyi destekleyici (vergi, sigorta indirimleri, ucuz arazi, elektrik ve su parasında indirimler, ARGE teşvik ve hibeleri vb.) uygulamalar ile geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Zaten aslında doğrusu da bu. Nitekim 3 yıldır yürürlükte olan antidumping ve gözetim uygulamalarının, sektörümüzün ihracat rakamlarını arttırmaya ne kadar etki edebildiğine bakarsak, bunların faydası olup olmadığı konusunda daha iyi fikir sahibi oluruz.

Solar3GW olarak şu anda hazırlamakta olduğumuz üçüncü raporumuz, güneş sektöründe yerli ekipman üretimini tüm detaylarıyla inceleyerek, bu konuda yapılması gerekenler üzerine öneriler getiriyor olacak.

10) Solar3GW üyesi olmak isteyen şirketlere ne mesajınız var, sizlerle nasıl temasa geçebilirler? Kimler üye olabilir belli kıstaslar var mı?

Bize üye olmak isteyenlerin, bizim, sektörün bütünün aynı anda yükselmesini hedefleyen, sektörü büyütmek için sektörün hiçbir paydaşı arasında ayrım göstermeyen bir kuruluş olduğumuzu bilmelerini istiyorum. Bunun için ana ilkemiz hep doğru ve tarafsız bilginin kaynağı olmayı, sektörde üyemiz olsun olmasın herkesle bilgiyi şeffaf bir şekilde paylaşmayı hedeflediğimizi bilmeleri. Bize göre oyunun kuralları herkes için eşit ve oyun büyük küçük demeden herkese aynı şekilde açık olursa, iyi oyuncular; yatırımcı olsun, EPC olsun, danışman olsun fark etmez; maharetlerini sergileyip, sonunda da işlerini büyütebilirler. İyi oyunculardan oluşan bir sektör de elbette parlar. Dolayısıyla bizim tek amacımızın fırsat eşitliği ile istikrarlı büyüyen bir güneş enerjisi sektörü olduğunu bilmelerini istiyorum. Bunu da sadece maddi fayda için değil, aynı zamanda insanoğlunun dünyadaki geleceği ve ülkemizin ekonomik refahı için de yapıyoruz. Bu çok önemli dolaylı faydalardan başka bir kişisel fayda beklentimiz bulunmuyor. Dolayısıyla aslında yaptığımız bir nevi hayır işi. Bunun farkında olan ve bunu uygun ve güzel bir amaç olarak görenleri bize üye olmaya bekliyoruz. Üye olmak için ikisi kurucu olmak üzere, en az üç üyemizin referansından başka da bir kriterimiz bulunmuyor. Web sitemizdeki üyelik başvuru formunu doldurarak ya da sosyal medya hesaplarımızdan bizimle temasa geçerek üyeliğe başvurabilirler.