GÜNEŞ ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE DİJİTALLEŞME

Enerji Sektörünün Dijitalleşmesi

Teknolojik Yıkım ile Enerjide Değişim pekçok kez yanyana getirilen ve yanlış algılara yol açan kavramlar. “Teknolojik Yıkım” bir piyasada yeni bir teknolojinin piyasanın işleyişini aniden değiştirmesi ve eski iş yapış şekillerini ortadan kaldırması için kullanılıyor. Enerjide teknolojik yıkım pek mümkün değil, çünkü enerji piyasasında yeni bir teknolojinin aniden işlem yapabilmesi için kanunlar ve düzenlemeler gereklidir. Güneş Enerjisi teknolojisinin gelişmesi veya enerji depolama sistemlerinin uygulanabilir hale gelmesi ne yazık ki çoğu enerji piyasasını etkilememektedir; çünkü sizin bu sistemleri kullanabilmeniz için önce kanun ve düzenlemelerin değişmesi gerekmektedir.
Enerji Piyasası bir mutabakat çerçevesinde yönetilir, her bir kurulu gücün, her tüketicinin ayrı ve vazgeçilemez rolü vardır. Enerjide Değişim de bu piyasa rollerinin ortak katılımı ile bir süreç içerisinde gerçekleştirilebilir. Dünyada enerji değişimi sürecinde bulunan ülkelere baktığımızda elde edilen kazanımların uzun yıllar süren tartışmalar sonucu siyasi mutabakat ile gerçekleştiğini görüyoruz. Enerji hepimizin enerjisidir; her yurttaşın enerjiye ulaşma hakkı vardır. Hepimizin enerjisinin ucuz, sürdürülebilir ve temiz olmasını sağlayacak hiçbir teknoloji yıkıcı değildir; yapıcıdır.
Enerjide Değişimin iki önemli sebebi vardır: Dağıtık Enerji Kaynakları ve Talep Tarafı Yönetimi. Bu iki faktör enerji maliyetlerini düşürmüş ve merkezi yüksek kapasiteli fosil kaynaklardan enerji üreten santrallere bağımlılığı ortadan kaldırmıştır. Enerjide Değişimi bir ulusal strateji olarak tercih etmemizi gerektiren en önemli motivasyon işte tam da burada gizli herkes için ucuz ve temiz enerji ve ülke olarak enerjide dışa bağımlılığın azalması. Şimdi Dağıtık Enerji Kaynakları ve Talep Tarafı yönetimini kısa bir şekilde tanımlayalım:
Dağıtık Enerji Kaynakları, dağıtım hattı şebekesine bağlanan rüzgar, güneş, jeotermal gibi santrallerdir. Türkiye’de Dağıtık Enerji Kaynaklarına, Lisanssız Elektrik Santralleri başlığında bulabiliriz. Bu santrallerin teknolojilerindeki iyileşmeler ve ilk yatırım maliyetlerinin düşmesi ile tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de dağıtık enerji kaynakları kurulu gücünü arttırmıştır. Bu kurulu gücün artışının devam etmesinin önündeki en büyük engel elektrik frekans ve güç kontrolleridir. Kısaca şöyle anlatalım: Bir dağıtım bölgesinde talepten fazla elektrik ürettiğimizde burada bir yük fazlası oluşur ve bu elektrik kesintisine yol açabilir veya ürettiğimiz elektrikten fazla bir talep varsa bu da yük eksiği oluşturur ve elektrik kesintisine yol açar. O zaman Talep Kontrolü de önemlidir.
Talep Tarafı Yönetimi ve enerji depolama sistemleri, dağıtık enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlanmaktadır ve bu sayede daha fazla dağıtık enerji kaynağı kapasitesi kurmak mümkündür. Talep Tarafı Yönetimi aslında bir enerji piyasası modelidir; tüketicilerin elektrik tüketimini şebekenin frekans ve yük ihtiyaçlarına göre planlaması ile şebeke kesintisiz sürdürülebilir bir şekilde hizmet sağlar. Tüketicilerin tüketimini planlaması için bir ödül mekanizması oluşturulur ve bu ödül mekanizması tüketimini planlayabilen tüketiciler için teşvik mekanizması kurar. Bu teşvik mekanizması Avrupa ve ABD’de Esneklik Piyasası olarak karşımıza çıkmaktadır. Esneklik Piyasaları’nın bir diğer önemli oyuncusu da Enerji Depolama Sistemleridir. Enerji Depolama Sistemleri, iletim ve dağıtım şebekelerinin kısıt yönetimine katkıda bulunduğu ölçüde ödül kazanarak yatırımlarını geri öderler.
Enerjide Değişimin iki sebebini açıkladık; fakat bu sebepleri gerçekleştirmek sanıldığı kadar kolay değil. Dağıtık Enerji Kaynaklarının ve Talep Tarafı Yönetimini mevcut enerji piyasasına eklemlenmesi için akıllı sayaçlar için bir standart hazırlanması, veriler için bir standart hazırlanması, haberleşme sistemlerinin uygulanması ve bu standartların çalışabileceği dijital servislerin kurulması gerekiyor. Bu dijital teknolojileri dört başlıkta toplayabiliriz: Nesnelerin Interneti, Büyük Veri, Yapay Zeka ve Blokzincir.
Dağıtık Enerji Kaynaklarının şebekedeki kapasitesini arttırabilmemiz için bu santrallerin kurulacağı bölgedeki ve komşu bölgelerdeki elektrik talebini ve arzını geçmişteki davranışlarıyla kıyaslamamız lazım. Bu verileri 5 dakikalık aralıklarla toplayabilmek için nesnelerin internetinden faydalanacağız. Bu verileri topladıktan sonra büyük veri araçları ile tahmin modelleri geliştireceğiz. Böylece tahmin modellerimizin sonuçlarına göre yapay zeka kuracağız ki bu şebekede fazla veya eksik elektrik gücünü anlık olarak idare edebilelim.
Talep Tarafı Yönetiminin bir piyasa modeli olduğundan bahsettik. Talep Tarafı Yönetimi gerçekleştirebilmek için bir ödül mekanizması kurulması gerekiyor. Tüketicinin veya enerji depolama sistemi yatırımcısının şebekedeki elektriğin yönetimi için yapacakları güç arttırımı veya düşümünü kontrol etmemiz lazım. Bunun için yine nesnelerin interneti ile verilere ulaşabiliriz, büyük veri yardımı ile tüketicinin veya depolama sisteminin belirli dönem içerisinde sağladığı faydayı piyasa verileri ile birleştirebiliriz. Yapay zeka sayesinde tüketicinin veya enerji depolama sisteminin otomatik olarak kararlar vermesine yardımcı olabiliriz. Son olarak blokzincir teknolojisi ile bu verileri farklı sayaçlar arasında ilişkilendirebilir ve daha yüksek fayda sağlanmasını başarabiliriz.
Bu bahsettiğimiz teknolojiler elbetteki başlangıçta mevcut enerji sistemini aniden yıkacakmış gibi görünüyor; ama dediğimiz gibi Enerjide Değişim aslında uzun bir süreç aniden etki etmesi ve yıkıcı olması beklenilemez. Mevcut enerji sistemini yıkmayacak yenileyecek teknolojiler bunlar. Türkiye’nin enerjide bağımsız, ucuz ve temiz enerjiye ulaşması sürecini yönetecek şirketler için Enerjide Değişim yeni fırsatlar doğuracaktır; yeni iş alanları yaratacaktır ve tüketicinin daha değerli olmasını sağlayacaktır.

Enerjide Değişim ve Dijitalleşme – Can Arslan