YUSUF BAHADIR TURHAN
YBT ENERJİ

SolarSohbet canlı yayın etkinliğimize katılan YBT Enerji kurucusu Yusuf Bahadır Turhan merak edilen soruları yanıtladı.

Hem lisanslı hem lisanssız GES yatırımları bulunan Turhan, lisanssız GES yatırımlarına başlama serüvenini “Lisanssız GES yatırımı yapma kararını aslında lisanslıya daha çok zaman olduğunu fark ettiğim için verdim. Ben yatırımcı olarak hep kendi araştırmasını yapan, deneme yanılmasını deneylerini yapan bir yatırımcıyım. Dolayısıyla bu yatırım bize bir okul olsun yola diye çıktım.” sözleriyle açıkladı.

Yaptığı GES yatırımlarında EPC ve malzeme seçiminde nelere dikkat ettiği hakkındaki sorulara ise “Bu genellikle çok değinilen bir soru kaliteli ürün olsun, hatta kaliteyi devlet denetlesin gibi fikirler bile var. Bence kaliteyi her zaman yatırımcı belirler ve belirlemelidir. Serbest piyasa ekonomisi de bunu gerektirir. Ama bir yatırımcının kontrol etmesi gereken en önemli şey kalitedir. Ben yatırımlarımda öncelikle piyasada EPC firması olarak kimler iş yapıyor onları araştırdım. Bu insanlarla konuştum, şartnamelerine ve tekliflerine baktım. Verdikleri tekliflerin ciddiyetini ve teknik anlamda ne kadar bilgili olduklarını değerlendirdim. Sonrasında da yaptıkları işleri sahalarda gidip gördüm. İlk santralimden itibaren, her zaman öncesinde iş yapmış olan bir EPC’leri tercih ettim. Aynı şekilde seçilecek ürünlerle ilgili de üreticilerle konuştum. Kalitede açısından firma ne kadar sağlam ne kadar iş yapmış, mümkünse gidip işini kendi gözümle görüp hareket ettim.” ifadeleriyle cevap verdi. Bazı yatırımcıların inverter ve panelini kendi alarak EPC firmasına kurulumunu yaptırmasını ise “Ben bu yolu seçmedim çünkü EPC firmalarıyla yaptığım sözleşmelerde performans garantisi de istedim ve bu garantiler karşısında teminat mektupları aldım. Böyle bir durumda EPC’ye malzemeleri ben verseydim, onun belki de kullanmak istemediği malzemelere böyle bir garanti vermesi mümkün olmayabilirdi. Bu sorumluluğu EPC’ye yüklemek bence yatırımcı için rahatlık sağlıyor.” sözleriyle değerlendirdi.

Hibrit yönetmeliğinin yaratacağı potansiyel ve sektör açısından fırsatları dile getiren Turhan, “Hibrit yönetmeliğinin güneş sektörü açısından büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum çünkü YEKDEM’deki en yüksek satış fiyatlardan biri güneş santrallerinde. Hibrit yatırım hangi santralin yanına kurulursa düşük fiyattaki santralin YEKDEM satış fiyatı alınıyor. Yani, bir güneş santralinin yanına rüzgar santrali kurulursa, bütün santral hibrit anlamda rüzgarın satış fiyatını alacakken, rüzgar santrallerinin, hidroelektrik santrallerinin hatta biyogaz santralleri ve jeotermal santrallerinde kendi kamulaştırma alanı içerisinde yer varsa güneş santrali kurma şansı var ve hepsi YEKDEM süresince avantajlı bir fiyattan satış yapabiliyorlar. Ben açıkçası yatırımcılara doğru güzel anlatılırsa bu yolla binlerce MW güneş santrali kurulabileceğini ve kullanılması gereken bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Ancak mevzuatın tamamlanması lazım, şu an sadece yönetmeliklerde madde değişiklikleri yapıldı, tebliğinin yayınlanması lazım.” ifadelerini kullandı.

YEKA’ların Türk Lirası’na dönmesi ile yaşanabileceği düşünülen finansman sorunu ile ilgili “Bence Dolar, Euro veya TL olsa da finansman bulunuyor. Finansör ve kreditörlere yapacaklarınızı anlattığınız zaman, güçlü bir öz kaynağınız da varsa sorun yaşamıyorsunuz. Ancak Türk Lirası olması, faiz oranları ve ülke riskimiz gereği finansmanın maliyetini artıracak.” Açıklamasında bulundu. Ayrıca eskalasyon üzerine konuşan Turhan, “Eskalasyonun dövize bağlı olması anlamlı olmaz, zaten herkesin aklına enflasyon ve elektrik fiyatları geliyor. Bizim de kurucu ortaklarından olduğumuz EPİAŞ’ın yönettiği güzel bir serbest piyasa da var, orda oluşan elektrik fiyatına göre olması herkesin aklına geliyor. Fakat sistem kullanım bedellerindeki artışa TL cinsinden bakarsanız, son 5 yılda ortalama yüzde 40’lık bir artış var. Özellikle 2019 ocakla 2020 ocak arasında tarifedeki artış %79,8 yani yaklaşık %80. Ne enflasyon ne elektrik fiyatları ne Dolar, Euro bu oranda artmadı. Bu yüzden bu da eskalasyonda kesinlikle dikkate alınmalı. Bu anlamda sistem kullanım bedeli içerisinde olmayan eskalasyon adaletli olmayacaktır.” dedi.

Güneş sektöründe lisanssız GES yatırımları için sistem kullanım bedellerinin ayrıştırılmış olması ve daha sonrasında çok aşırı artırılmış olması, lisanslı GES yatırımlarında ise TEİAŞ katkı bedeli için istenen teminat mektuplarının oranının çok yüksek olması gibi konularda yaşanan problemleri yargıya taşımaktan çekinmeyen Turhan “Bu konularda yatırımcılarda bir çekince oluyor, olmasın. Bazı konular bizlerin katkılarıyla şekilleniyor yargı yolu açık, gidip hakkınızı orda da arayabilirsiniz.” dedi.