32-BELEDİYELER VE KENTSEL DÖNÜŞÜM

Belediyeler, yerel yönetim birimleri olarak bölgenin koşullarına en hakim organlardır. Nüfus yoğunluğu, hızla gelişen teknoloji, yıpranma, çevresel, altyapısal ve ekonomik ihtiyaçlar şehirlerin bu yeni oluşan şartlara uyumlu olmasını zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde kentsel dönüşümü tetikleyen nedenlerden önemli biri deprem kuşağında yer alan bir coğrafyaya sahip olmamızdır. Hem can ve mal kaybının önüne geçmek, hem yüzyıllardır süregelen tarihi zenginliklerimizi korumak ve yanı sıra hızlı gelişen değişen yönde ihtiyaçlara cevap verebilmek için mevcut şehir yapısı yenileme, rehabilitasyon, koruma, yeniden geliştirme, düzenleme gibi birtakım yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmaktadır. Bunun için kentin doğal dokusuna, sosyo-ekonomik şartlarına, topografik özelliklerine kadar pek çok karakteristik özellik göz önüne alınarak bir planlama yapılır.

Bu konunun belediyelerle birlikte, yetkili kurum ve kuruluşları, üniversiteleri de kapsayan çok paydaşlı bir organizasyon yapısı vardır. Çok boyutluluğuyla oldukça kapsamlı bir konu olan kentsel dönüşümde enerji mevcut yapılar ve yeni yapılar için ayrı kriterler ve standartlar içinde ele alınmaktadır. Örneğin yeni üretilen projelerin Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde de geçen TS 825 standardının getirdiği kriterler uyarınca planlanması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak binalar için talep edilen ek kriterlerden bir kısmı aşağıdaki gibidir.

– Bina bulunduğu konum itibariyle çevresel şartların etkileri dikkate alınarak ısıtma, soğutma, havalandırma ve aydınlatma imkanlarından en üst düzeyde yararlanacak şekilde hayata geçirilmelidir.
– Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının imkanı araştırmalıdır.
– Mimari proje ısı yalıtım projesiyle uyum içinde olmalı, ısı yalıtım projesinin destekleyecek detaylara sahip olmalıdır.

Bu ve tamamlayıcı yönde getirilen pek çok kriter, binanın en baştan çevresel şartlarla uyumlu, çevresindeki kaynakları optimumda değerlendirebilecek bir şekilde tasarlanmalı, enerji kullanımında ısı yalıtımı, doğru ısıtma-soğutma sistem tasarımlarıyla ve olabiliyorsa yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanabilecek şekilde hayata geçirilmelidir.

Kentsel dönüşüm kapsamına giren, en başta kamu binaları olmak üzere tüm binalarda yenilenebilir enerji kaynakları ve kojenerasyon sistemlerinin kullanımı önerilmektedir. Bu doğrultuda çatılara ve cephelere kurulumu yapılabilen güneş enerjisinin binalara adapte edilebilecek en uyumlu kaynak olduğu rahatça söylenebilir. Güneş enerjisi sistemleri yüksek katlı, çok daireli binalarda çatıları elverişli ise binaların aydınlatma gibi genel giderlerini karşılayabilecek şekilde, sitelerde ortak alanların elektrik tüketimine, müstakil binalarda ise genel enerji tüketimine yönelik olarak kurulmaktadır.

Enerji Kimlik Belgesi, 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ve buna bağlı Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne göre, binalarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin kullanılmasının, enerji israfının önüne geçilmesini önlemek için binanın enerji ihtiyacı, enerji tüketim sınıflandırması, sera gazı salım seviyesi, yalıtım özellikleri, ısıtma ve soğutma sistemlerinin verimine ilişkin bilgileri içeren belgedir. A en verimli sınıfı, G ise en düşük verimi nitelemektedir. Yeni yapılacak binalar için getirilen kriter binanın en düşük C seviyesinde olacak şekilde inşa edilmesidir. Daha düşük bir enerji verimlilik seviyesinde bir bina iskan ruhsatı alamamaktadır. Öte yandan mevcut binalar için herhangi bir sınıflama seviyesi koşulu bulunmamakta. Bu binalar enerji verimlilik değerlendirmelerine uygun olarak A’dan G’ye kadar her sınıfta belge alabilmektedirler. Belgeler 10 yıl için geçerli olup, bu belgeye sahip olmayan binaların alım-satım ya da kiralama yapmasının önü kapanmış durumdadır.