41-GÜNEŞ ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE DİJİTALLEŞME ve BLOCKCHAIN

Dijitalleşme, veya tam Türkçe ifadesiyle sayısallaşma, elde bulunan veya elde edilecek verilerin, bilgisayarların anlayıp işleyebileceği ortama çevrilmesi sürecine verilen isimdir. Günümüzde, teknolojik ilerleme ile neredeyse eş zamanlı kullanılan dijitalleşme, dijital devrimin geldiği son noktada, yapay zeka, makine öğrenmesi, bulut veri saklama teknolojileri ve nesnelerin interneti gibi ana başlıklarla ilerlemektedir. Dijitalleşme, eldeki verilen bilgisayarlar tarafından işlenerek, faydalı bilgiler haline gelmesi, bunların saklanması ve raporlanması ile sınırlı kalmayarak; bilgilerin de işlenmesi sonucu yeni teknolojilere ve algoritmaların yaratılmasına yardımcı ve ön ayak olur. Dijitalleşme, özellikle enerjide, elektrik şebekesinin değişik unsurlarının birbirleriyle internet üzerinden sürekli haberleşmesine ve gerekli müdahalelerin otomatik olarak yapılmasına da olanak sağlamakta; böylece kesintisiz arz güvenliği için kritik önem arz etmektedir.

Güneş enerjisi sektörü de, teknolojideki dijitalleşmeden pek çok alanda faydalanmaktadır. Bugün enerji üretim santralleri, iletim ve dağıtım şebekesi bileşenleri, birbirleri ile sürekli haberleşen SCADA sistemlerini içermektedirler. Böylece santrallerin ve şebekenin tüm teknik verileri, anında ulaşılabilir ve işlenebilir bir yapıda bulunmakta, aynı zamanda daha sonra kullanılmak üzere de sürekli ve kesintisiz saklanabilmektedir.

Güneş enerjisi santrallerinde, anlık üretim, verim, arıza durumları sürekli kontrol edilebilmekte, meydana gelen bir aksaklık anında tespit edilerek, çok zaman dijital ortamda giderilebilmektedir. Aynı durum, şebeke isterlerinin de anlık görüntülenmesi ve ihtiyaçlara göre gücün arttırılıp azaltılması ya da gereken noktaların gereken özellikte aktarılabilmesine otomatik olarak olanak sağlamaktadır. Dijitalleşme sadece teknik alanla sınırlı değildir. Aynı zamanda elektriğin ticareti platformlarının da dijital ortama dahil edilmesiyle, günümüzde karmaşık elektrik ticareti, dengesizlik yönetimi, bilgisayarların gücü ile yönetilebilir olmuştur. Bu da bir bütün halinde, hem elektrik üretiminin, hem dağıtımının hem tüketiminin hem de ticaretinin optimize hale getirilmesine olanak vermiştir. Kullanımı, doğası gereği dengesizliklere açık olan güneş enerjisi, dijitalleşmenin sağladığı imkanlar, hız ve makina öğrenmesi ve yapay zekanın desteğiyle geliştirilen algoritmalar sayesinde, hataya yer vermeyen müdahaleler ile, yönetilmesi daha kolay santraller olmuştur. Eskiden, tüm yenilenebilir enerji santrallerinde olduğu gibi şebeke arz güvenliği için tehdit olarak algılanan güneş enerjisi santralleri, gerek depolama teknolojilerinin ve bunların dijital platforma entegrasyonunun sağlanması, gerekse de izlenmesi ve kontrol edilmesinin dijitalleşme sayesinde kolaylaşması ile bugün şebekelere çok daha rahat entegre edilebilmektedir. Bu rahatlama öyle bir noktaya gelmiştir ki, üreten tüketiciler konsepti yaygınlaşmış, böylece çatısına güneş panelleri koymuş en küçük hanelerin bile şebeke ile uyum içinde elektriğini üretmesi, fazlasını şebekeye vermesi ve bunun için ödeme alması, eksiğinde şebekeden gerekenin çekilmesi, bu işlemde mahsuplaşma ve bu mahsuplaşmadaki fiyatların belirlenmesi otomatik hale gelmiştir.

Ülkemizde, güneş enerjisi sektöründe dijitalleşme, özellikle 2016 yılında yapılan yönetmelik değişiklikleri neticesinde, tüm santrallere, dağıtım ve iletim şebekesi ile 7/24 anlık haberleşme ve şebeke işletmecilerine santral çıkışlarının kontrol edebilme imkanı veren SCADA sistemlerinin kurulmasının zorunlu hale gelmesi ile önemli aşama kaydetmiştir. SCADA sistemleri zorunluluk haline geldiğinden ve hazırda bir SCADA sistemi kurduran yatırımcının, bu sistemden kendisi için de işletme ve bakım anlamında belli veri beklentileri içine girmesi ile, santrallerdeki hava durumu, panel ve inverter verimi, trafo sıcaklıkları ve kesici durumları vs. gibi işletme anlamında kritik verilerin, analog ortamdan dijital ortama geçmesi ve bu verilerin işlenmesi süreci hızlanmıştır.

Güneş enerjisi sektöründe dijitalleşme ile çok küçük boyutlu santrallerin şebeke entegrasyonu ve işletmesi kolaylaşmış; böylece üreten tüketici (prosumer) sayıları artmıştır. Bu artış ile birlikte, anında tüketilmeyen fazla elektriğin ticareti de yine dijitalleşme süreci ile otomatikleşmiş ve mümkün hale gelmiştir. Özellikle mikro şebekeler boyutundaki bu elektrik ticaretinin yönetilmesi için en pratik yol, kayıt zincir (blockchain) yapıları olarak görülmekte ve dünyanın pek çok yerinde bu sistem uygulamaya geçmektedir.

Blockchain, ilk defa meşhur Bitcoin makalesinde, Satoshi Nakamoto tarafından ortaya konmuştur. Buna göre, veri, güvenilir bir kayıt altyapısında, bu altyapıyı desteklemeye karar vermis kullanıcılar arasında belli kurallar çerçevesinde daha sonra kullanılmak üzere saklanmakta ve işlenmektedir. Bu durumda bu kullanıcılar tarafından kabul görmüş algoritmalarla işlenerek bilgiye çevrilen veri, para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burada, kullanıcılar arasındaki ve toplamda sisteme yani algoritmaya olan güven esastır. Öncelikle, para birimi olarak ortaya atılan bu yapı, daha sonra sağladığı olanaklar ve çeşitlendirilebilir uygulamaları ile günümüzde mikro şebeke elektrik ticaretine de olanak sağlamıştır. Güneş enerjisi, her lokasyondan erişilebilir olması sebebiyle, mikro şebekelerde elektrik üretilmesi ve ticaretine en uygun kaynaktır. Bu anlamda da, enerjide dijitalleşmenin en yeni uzantılarından biri olan kayıt zincir uygulamaları ile ismi artık ayrılmaz bir bütün olmuştur. Kayıt Zincir altyapısı sayesinde, mikro şebekeler dahilinde üreten tüketiciler, güneşten elde ettikleri enerjinin fazlasını satabilmekte, yeterli güneş olmadığında ihtiyaç duyduklarında elektrik satın alabilmekte ve bu alış satış işlemleri kayıt zincir altyapısını kullanan tüm diğer üretici ve/veya tüketiciler ile senkron şekilde ilerleyebilmektedir. Böylece gerçek tüketiciler, sadece bu anlık mahsuplaşma süreçleri sonundaki net ödemeleri ya da kendilerine ödenmesi gereken tutarı düşünmek durumunda kalmaktadırlar. Manuel olarak kontrolü bu denli etkin ve geniş kapsamlı olması imkansız olan bir sistem, günümüzün dijitalleşen güneş enerjisi kullanımı ile mümkün hale gelmiştir.