34-ENERJİ POLİTİKALARI

Dünya düzeninin sağlanmasında ve devamlılığının tesis edilmesinde enerjinin rolü kilit önemdedir. Ülkeler düzeyinde bakacak olursak, enerji politikaları varolan düzenin işlemesi, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi çerçevesinde şekillendirilir. Bir ülkenin arz güvenliğinin sağlanması, ekonomik büyümesini sağlayacak yönde enerji arzının yönetilmesi, nasıl bir enerji politikasına sahip olduğuyla birebir ilintilidir. Küresel ısınmanın birçok farklı ülkede farklı iklim olaylarıyla tecrübe edilmesiyle, ülkeler çevre korumasını da iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesinde enerji politikalarına bir ana tema olarak dahil etmişlerdir.

Enerji politikaları bir ülkenin ekonomi politikası, dış politikası, ulusal kalkınma hedefleri ve iç ve dış güvenlik politikalarıyla etkileşim halinde şekillenir. Enerjiye uygun maliyetle, güvenli, sürdürülebilir ve çevreye uyumlu bir şekilde ulaşılmasını hedefler. Dünya ekonomilerinin 30-40 yıl öncesine kıyasla devasa bir şekilde büyümesiyle çevresel etki konusu ekonomi politikalarında çok önemli bir öğe haline gelmiştir.

Çok yakın bir zamana kadar petrole olan bağımlılık küresel düzeyde enerji politikalarının belirleyicisi konumundaydı. Petroldeki fiyat dalgalanmaları ve petrol piyasalarının kuralları doğrultusunda gelişen bu bağımlılık hem kaya doğalgazı gibi yeni kaynakların keşfi, hem de temiz enerji konusundaki teknolojik ve ekonomik yönlü gelişmeler neticesinde azalmış, petrol ana politika belirleyici etmen olmaktan çıkmıştır.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim, kaynaklarını hızla tüketen bir dünya düzeninde yeni benimsenen döngüsel ekonominin de en önemli aşamalarından biridir. Doğası itibariyle kendini yenileyebilen ve doğal süreçler sonucu sürekli oluşan bu temiz kaynakların ekonomiye katılma süreci de enerji politikasının her daim canlı tutulması ve tartışılması gereken detaylarını içermektedir. Bu detaylar, fosil enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarına olan dönüşümün sosyal, ekonomik ve çevresel düzeyde analizini, endüstriyel yan ürünlerin tekrar işlenerek kullanımını, enerji depolamada kullanılacak bataryaların kullanım alanları, bertarafı gibi konuları içermektedir.

Özetle günümüzde enerji politikaları aşağıdaki ana maddeler çerçevesinde şekillenmektedir:

– Arz güvenliğini tesis etme
– Ucuz, güvenilir, sürdürülebilir enerji sağlama
– Çevresel hedefler
– Ekonomik hedeflerine hizmet etme
– İç ve dış politika

Bir ülkenin ekonomik refah seviyesi enerji politikalarında çok belirleyicidir. Zira, ekonomik refah seviyesi düşük, elektriğe erişimi halihazırda sınırlı seviyede olan üçüncü dünya ülkeleri için ucuz maliyetli enerji tedariği en öncelikli hedeftir. Ancak gelişmekte olan ülkeler giderek düşen maliyetleriyle en uygun enerji tedariğini sağlayan temiz enerji kaynaklarına öncelikli olarak yer verebilmektedirler. Güneş enerjisi hem ölçek sınırlaması olmaksızın kurulabilmesi, hem de beraberinde depolamanın da gelişen teknolojisi ve ucuzlayan maliyetleriyle merkez, kaynakların yerini tutabilen, aynı zamanda da tarım bölgelerinde elektrik ihtiyacını karşılayabilen bir kaynak haline gelmiştir. Aynı şekilde; küresel ölçekte hidroelektrikten sonra en fazla paya sahip olan rüzgar enerjisinin ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının da maliyetleri düşmekte, bu kaynakların ülkelerin enerji politikaları doğrultusunda enerji karmalarındaki payları giderek artmaktadır.

Türkiye gelişen bir ülke olarak uzun dönem dış enerji kaynaklarına bağımlı bir konum sergilemiştir. Özellikle doğalgazda Rusya bağımlılığı Türkiye’nin arz güvenliği konusunu ciddiyetle ele almasını gerektirmiş, bu doğrultuda son yıllarda doğalgaz temelinde bağlılığını hem ciddi ölçüde düşürmüş hem de tedariğini başka ülkelerle çeşitlendirmiştir. Türkiye güncel politikası itibariyle yerli ve yenilenebilir kaynaklarının payını artırmayı,enerji verimliliği uygulamalarını çoğalarak enerji ihtiyacını ve tüketimini doğru yönetmeyi hedeflemektedir. Bunun yanı sıra nükleer enerjiyi de enerji karmasına dahil etme konusunda adımlarını atmış durumdadır. Özellikle geçtiğimiz son yedi yıldaki gelişmeler, yenilenebilir enerjinin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önlemez bir yükselişte olduğunu göstermektedir. Bu yükseliş, uygun politika koşullarıyla ve bu doğrultuda teşviklerle desteklendiğinde, enerjinin temiz enerji kaynaklarından sağlanmasının çok mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Enerji depolamanın da hızlı gelişimi ve ucuzlayan maliyetleriyle, yenilenebilir enerji kaynakları baz yük oluşturan fosil yakıtlı tesislerin yerini alabilecek, arz güvenliğinin sağlanmasında tam etkinlik sağlayabilecektir.