38-PERFORMANS SÖZLEŞMELERİ VE ÜRETİM&TÜKETİM VERİMLİLİĞİ

Güneş enerjisi santrallerinin performanslarını garantiye almak ve santral üretiminin kontrollü ilerleyişini sağlamak için yatırımcılar tarafından tercih edilen bir uygulamadır. Santralin üretimi ve dolayısıyla performansı, santralin değerini direkt etkileyen ana unsur olduğundan, pek çok yatırımcı tarafından bu performansı bir sözleşme ile önceden belirlenmiş şartlar dahilinde kontrol altına almak mantıklı bulunmaktadır.

Performans sözleşmeleri, genellikle güneş enerjisi santralinin işletme ve bakımını üstlenmiş firma ile santral sahibi arasında yapılır. Ancak santralin ilk işletmeye alınışı esnasında, santrali kuran EPC firma ile santral sahibi arasında da belli bir süre ile yapılabilir. Santral performansı, santralin nasıl ve ne kalite kurulduğu ile de yakından ilgili olduğundan, ilk kurulum sonrası işletme ve bakımın belirli bir süre EPC firmaya verilmesi ve performans sözleşmesinin de hem santrali kuran hem de işletme ve bakımını yapan bu aynı firma ile yapılması sıklıkla başvurulan bir yöntemdir. Böylece, santralde çıkacak bir sorunda, sorumluluk sahibinin kim olduğu tartışması hiçbir zaman meydana gelmeyecektir.

Performans sözleşmelerinde göze çarpan birinci bileşen, elbette, santralin, üzerine düşen ışıma ile ne kadar üretim yaptığı parametresidir. Bu parametreye bakmak için, dünyada kabul görmüş yöntem, performans oranı (performance ratio) metriğidir. Bu oran, çok basitçe, santralin üzerine düşen ışıma ile santralin kurulu gücüne göre ürettiği elektrik enerjisi oranına bakar. Performans sözleşmelerinde aylık ve/veya yıllık olarak, performans oranının belli bir değerin üzerinde olması şartı konulur. Şart, işletme ve bakım firmasınca taahhüt edilirken, taahhüt yerine getirilmediği takdirde, işletme ve bakım firmasından, kayıp üretim gelirini tazmin etmeye yönelik bir teminat da alınmaktadır. Teminat, teminat mektubu ya da firma çeki şeklinde alınmaktadır. Performans oranından başka, sözleşmelerde bazen de bir performans takip tablosu konularak, her bir global yatay ışımaya karşılık santralin minimum ne kadar üretim yapacağı da tablolanabilir. Her iki durumda da santralin, dış kaynaklardan dolayı işletmede olamadığı zamanlar (mesela şebeke kaynaklı elektrik kesintileri gibi) hesaplamalara dahil edilmemelidir.

Performans sözleşmelerinin sağlıklı ilerleyişi, santral üzerine gelen güneş ışıma değerinin kesintisiz ve sağlıklı şekilde ölçülmesi ile mümkündür. Bu yüzden sözleşmelerdeki bir diğer önemli konu, santrale kurulacak güneş ölçüm istasyonunun yapısı, içereceği sensörler, sensör hassasiyetleri ve ölçüm istasyonunu kimin nasıl işleteceğidir. Sözleşmelerde genel uygulama, güneş ölçüm istasyonundan da yine işletme bakım firmasının sorumlu olması, ancak ölçüm sonuçlarının bağımsız bir otomatik sistem ile santral sahibine de iletilmesi aynı zamanda santral sahibinin de belirli aralıklar ile ancak habersiz şekilde güneş ölçüm istasyonu komponent ve sensörlerini kontrol etmesi ya da bağımsız bir üçüncü tarafa kontrol ettirmesidir.

Performans sözleşmelerine ışımaya bağlı üretim metriğinden başka, santralin iç tüketimi ve/veya santralde üretilen elektrik enerjisinin niteliği (harmonik miktarları, reaktif komponentleri vs.) ile ilgili metriklerle ilgili aralıklar da de sıklıkla konmaktadır. Santral iç tüketimi, gerçekte santral gelirini direk etkilediğinden oldukça önemlidir. Yine santralde üretilen elektriğin harmonikleri ve reaktif komponentleri, şebeke işletmecisi tarafından konulan cezalar yüzünden, santral gelirine ve dolayısıyla performansına etki etmektedir. Ülkemizde, reaktif tüketim yüzünden, şebeke işletmelerince alınan ek bedeller EPDK tarafından yayınlanan tarifelerle düzenlenmişken, bu rehberin yazıldığı tarihte henüz dağıtım şebekesinden bağlı santrallerin harmonikleri ile ilgili bir ister bulunmamaktadır.

Yine performans sözleşmelerine sıklıkla eklenen bir diğer şart ise santralde bir arıza meydana geldiğinde, bu arızaya maksimum müdahale süresidir. Bu süre, arızanın haberi alındıktan sonra, arızaya çevrimiçi veya yerinde, işletme ve bakım firmasının en fazla ne kadar sürede müdahale edeceğini belirler. Her ne kadar bu müdahale süresinin uzaması, üretim kaybına, dolayısıyla performans oranının düşmesine neden olacağından, işletme bakım firmasınca da mümkün olduğunca kısa olması istenmez ise de pek çok santral sahibi için amaç, işletme bakım firmasını cezalandırmak değil de santralin üretim miktarını maksimize etmek olduğundan, sözleşmelere bu süreyi, santral yerine göre 24-48 saat ile sınırlayan maddeler konmaktadır.

Son olarak elbette santrali monitör ve kontrol eden sistem ile ilgili şartlar da performans sözleşmelerinin vazgeçilmezidir. Nitekim doğru gözlemlenmeyen bir santralin performansı da doğru değerlendirilemez. Bu yüzden, performans sözleşmelerine genellikle santralin SCADA (Supervisory Control and Data Acquisition) sisteminin işleyişi, bunun işletme bakımı ve sağlaması gereken minimum şartlar ile ilgili maddeler de konmaktadır.