49-GÜNEŞ ENERJİSİ SEKTÖRÜNDEKİ GÜNCEL PROBLEMLER

Güneş enerjisinde yüksek potansiyele sahip bir ülke olarak, Türkiye’nin özellikle son 5 yıldır gerçekleştirdiği kurulumları an itibariyle 6,5 GW kurulu kapasiteye ulaşmış, en hızlı gelişim gösteren dikkat çekici ülkeler arasına girmiştir. Sektör hızlı gelişimine devam etmek ve potansiyelini gerçekleştirmeye devam etmek için aşağıda bahsi geçen farklı boyutlarda sorunların ele alınarak çözülmesi gerekmektedir.

Yatırım sürecinde karşılaşılan bürokratik zorluklar

İzin süreçlerinde yaşanan gecikmeler, uzamalar ve kimi zaman ilgili kurumlar arasında yaşanan iletişim kopukluğu yatıırım sürecisini uzatmakta ve projenin fizibilitesine etki edebilmektedir. Üstelik hevesli bir yatırımcının da motivasyonunu kırabilmektedir.

Kapasite Problemleri

Lisanslı projelerde uzun zamandır açıklanan yeni bir kapasite bulunmamaktadır. En son 2015’te 600 MW kapasite için tamamlanan yarışmalardan sonra yeni kapasite başvurusu açılmamış, kapasite lisanssız kurulumlarla artış göstermiştir. Halihazırda, yeni kapasitenin, 1.000 MW’lık bir kurulumu, 500 MW’lık üretim tesisiyle içeren Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA GES-1) ihalesi benzeri büyük kaynak alanı ihaleleriyle ve lisanssız aracılığıyla gelişimi desteklenmektedir. Sektörün gelişimi için projesini gerekli şartlar uyarınca geliştirebilen yatırımcıların lisans alabilmesiyle sektörün önünün açılacağı düşünülmektedir.

Üretimin ağırlıklı olarak Çin menşeili olması

Çin güneş enerjisi temelli üretimde dünya yüzdesinin çok önemli bir bölümünü elde tutmaktadır. Bu da güneş elektriği ekipmanını Çin’den sağlayan ülkeler için yüksek miktarda gelir kaybı anlamına gelmektedir. Bu gelir kaybını önlemek için ülkeler yerli üretimi destekleyen politikalar çerçevesinde üretime girmekte ancak bunun çok hızlı gelişen bir teknoloji olan ve ölçek ekonomilerine göre maliyet yapısı şekillenen güneş enerjisinde yeni teknolojileri yakalayan bir şekilde gerçekleşmesi zor olmaktadır. Güneş enerjisi teknolojisinde orta ve yüksek teknolojisi bileşen üretimi için araştırma-geliştirme yatırımı süreklilik arz etmeli, buna ilgili fon aktarımı yapılmalıdır.

Kesintili kaynak olması

Üretimin kesintili olması güneş enerjisine yönelik öne sürülen en önemli argümandır. Kaynağın doğasından dolayı, üretim güneşin doğması ve batması arasında artarak ve azalarak gerçekleşir ve genel olarak şu ana kadar kurulan şebeke bağlantılı sistemlerde, bu sistemler gündüz fayda sağlarken gece de elektrik tedariği şebeke kaynaklı olarak gerçekleşir. Ancak son yıllarda bataryalı depolama fiyatlarının hızlı bir şekilde düşmesiyle,özellikle büyük ölçekli sistemler için güneş enerjisi baz yük kaynakları arasında sayılabilecek bir konum edinmiştir.

İklim krizi etkilerine karşı kırılganlık

İklim değişikliğinin üstünde yaşanan coğrafyaya bağlı olarak etkileri yakından hissedilmektedir. İklim kriziyle yaşanan iklim şartları ekstrem uçlara taşınmıştır, rüzgar şiddeti daha sert, dolu daha yoğun, fırtınalar daha yıkıcı, etkilere sahip olmakta, mevsim sıcaklıklarının çok üstünde sıcaklıklar yaşanmaktadır. Tüm bu ekstrem iklim koşulları güneş enerjisi sistemlerine, projelerin fizibilitesi yapılırken öngörülmeyen risklerle karşı karşıya bırakmakta, zarara neden olmaktadır.

Mevcut yapılara uyum sorunu

Şehir mimarisinin güneş enerjisi teknolojisi gelişmeden çok önce tasarlanmış ve oluşmuş olduğu mevcut durumda, güneş panellerinin her çatıya adapte edilmesi çatıların farklı yapılarda olması, yıpranmış olması, bir başka yapı tarafından gölgelenmesi gibi nedenlerden her zaman mümkün olmamaktadır. Bunun dışında güneş panelleri de rijit yapıya sahip ekipmanlar olduğundan uygun bir kurulum alanına gereksinim duymaktadırlar. Yeni yapılan çatılar, yenilenebilir enerjinin , özellikle güneş enerjisinin entegre olabilmesi düşünerek tasarlanabilmekte, bu sorun çözülebilmektedir.

Yüksek teşviklerin yarattığı maliyet

2011’de açıklanan Yenilenebilir Enerji Destek Mekanizması (YEKDEM) uyarınca güneş enerjisine 10 sene boyunca 13,3 cent/kWh destek tarifesi açıklanmıştır. Özellikle dolar kurundaki hızlı artışla neticesinde, bu kaynağa verilen teşvik güneş elektriğinin ucuzlayan maliyetinin de çok üzerinde kalmakta ve tepkiye neden olmaktadır. Ancak bugüne kadar verilen teşvikle pek çok yatırımcı önünü görebilmiş, yatırımlarını sağlıklı bir şekilde planlayabilmiştir. Güneş enerjisinde gelişim sağlamış tüm ülkeler, destek ve teşvik politikalarından yararlanarak sektörlerinin önünü açmış, sektör ivme kazandıktan sonra yüksek destek tarifelerini farklı destek mekanizmalarıyla güncellemişlerdir.

Farkındalığın düşük olması

Güneş enerjisinin demokratik, bağımsız, karbon-nötr ve ulaşılabilir bir enerji kaynağı olmasına yönelik farkındalık ve bilgi seviyesi, toplumun büyük bir kesiminde hala düşük düzeydedir. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarına önemli bir görev düşmektedir. Talep yönlü ilerleme sektörün çok boyutlu gelişimi için her zaman çok daha itici olacağından, bu konuda farkındalık arttırma çabası yüksek katma değer yaratacaktır.

Dağıtım şirketleri yönlü sorunlar

Şebekede dengesizlik yaratacağı argümanıyla veya kapasite olmadığı gerekçesiyle başvuruların reddedilmesi gibi dağıtım şirketlerinin lisanssız alandaki başvurulara olumlu yaklaşmadığı durumlar sektöre dair olumsuz bir kanı oluşturmuştur. Bu konuda, ilgili açıklamaların daha bilgilendirici seviyede yapılması, taleplerin ona göre oluşturulması veya mevcut kapasitelerin açıklandığı şeffaf bir bilgilendirme, başvuranlar tarafında zaman kaybının önüne geçecek, işleyişin düzgün ilerlemesini sağlayacaktır.

Ön plana çıkan bu ve benzeri sorunların sektörün tüm paydaşları tarafından çözüm odaklı olarak sahip çıkılmasıyla, sektör daha fazla sosyo-ekonomik fayda yaratacak şekilde büyümeye devam edecektir.